…
Uçurtmamın ipi koptu bugün. Süzüldü gitti bilmediğim yerlere. Özgürlük dediler adına bu gidişin, biri öldüğünde üzülenler. Ölüm de beden ipinin kopması ve ruhun bilinmeyene gitmesi değil mi? Niye üzüntümü küçümsediler? Tellere takılsa iyiydi, böylece bilirdim hala bir yerlerde salındığını. Süzüldü gitti, adı ‘Ama özgür’ olan bir yerlere.
…
Küçük kavanozumdaki balık düştü ellerimden denizin derinliklerine. Yerini buldu dediler balığın hikayesini bilmeyenler. Kavanozdaydı, kapağı kapalıydı, yalnızdı. Ait olduğu yere, etrafını çevreleyen görünmez duvarlarla gitmesine üzülmedi kimse. Ve eminim denizde onu görüp yanına gitmek isteyen balıklar da bir turlu anlam veremedi yanlarına yaklaş(a)mamasına. Yalnız, anlaşılamayan ve potansiyelindeki kıvrak kuyruk dalgalandırmalarını gösteremeden son solungaç devinimini gerçekleştirecek kimsenin görmediği bir derinde.
…
Sesini duyuramadığı için evine girememiş bir kedi gördüm. Gözlerini evinin kapısına dikmiş, açılmasını bekliyordu. Gece ikiydi, yağmur yağıyordu, unutulmuştu. Bir kere yüklense sahibinin sesine ismi, unutacaktı her şeyi. Ait olduğu yerde olamadığı için hiçbir yerde olamayan bu kedi, her açılan kapıya koşuyor, sesine azcık merhamet yükleyen herkesi dost sanıyordu. Kendisine bir lokma yemek verene derin vefalar biriktiren, başını biraz okşayanın dizlerine sürünen, dilini anlamayan insanlara kocaman açıp gözlerini kendi dilinde hikayeler anlatan bir siyah kedi…
İstiyorum ki bir defa “Ah!” dediğimde anlaşılsın nefesime yüklenen.
Bu defa ‘Editörden’ sayfasına üç farklı ama ucu aynı sokağa çıkan giriş paragraflarıyla başlamak istedim. Az kelimeyle çizilmiş, okurun zihninde uzayıp giden anlamlara gelen karikatürler gibi yazmaya çalışıyorum bugünlerde. Uzun yazamayan biri olarak gittikçe kısalıyor cümlelerim az kelimelerle anlatılanlara tutkum yüzünden. İstiyorum ki bir defa “Ah!” dediğimde anlaşılsın nefesime yüklenen. Aslında biliyorum, kimsenin okumadığı yazılar yazıyorum. Kimse ilgilenmiyor kelimelerin arasına sıkışan ahlarla. Kimse umursamasa da durdurmuyorum parmaklarımı. Bir anlama gelemiyor cümlelerim, müsait bir yerde inmek için yerinde hafifçe kımıldanıyor manalar, sadece o kadar. Ayakta kalabilmek için yazılar yazıyorum.
İçindeki kalabalıklar yüzünden kendisine yer kalmayanları, başlayıp başlayıp devam edemeyenleri, biraz daha ilerlerse korktuklarıyla yüzleşecek olanları, kalemin ve kâğıdın sınır tanımaz coğrafyasına davet ediyorum.
Keyifli okumalar
