Ayna
-
Serin bir sabah sessizliği, şehir hala uykuda, derin. Fakat tabiat? Ah tabiat ile şehir ne zaman uyumlu olmuş ki? Kuşlar çılgın bir muhabbet telaşında. Sanki sabaha kadar bir sürü hikaye…
-
Yıllarca görüşmemişlikleri, birikmiş hasretleri, aklarla saçlarına yer etmiş hüzünleri, kendilerine verilen beş dakikalık zamanda, birbirlerine baktıkları tam da şu anda, ellerinden başlayıp vücutlarının tamamına yayılan bir titreyişle dışarı sızıyordu. Konuşabilse……
-
“Empatisizlik”, dünyada bugüne kadar meydana gelmiş hemen hemen bütün sorunların temel sebebi olan, cehennem kadar dehşet verici, ölüm kadar kalp kırıcı bir hastalıktır. Empatisizlikten muzdarip kimseyi tespit etmek kolaydır. Zira…
-
Eli yüzünde, gözyaşlarından da biraz ıslanmış bir şekilde uyandı Katherina. Ancak böyle bir rüya onu ağlatabilirdi. Savaşta gördüklerinden sonra çok az şeye ağlayabiliyordu ama kalbinin içindeki o yumuşacık yerde, mavi…
-
Kaçık uykularım belki kaçıncı defa bana bulutların arasından sarkan, ilk bakışta kilden bir tabağı anımsatan Ay´ı izletiyordu. Bazen gerçek dışı görünürdü. Gerçek olamayacak kadar güzel ve bana her şeyden, kendimden…
-
Saçları döküldükten sonra ilk kez karşılaşıyorduk. Karşımda kaşsız, kirpiksiz, bıyıksız, kel bir adam duruyordu. Hiç tanımadığım birinin gözleri, en iyi tanıdığım o adam gibi bakıyordu. Bakışlarındaki tanışıklık da olmasa görüntüsü…
-
Yersiz yurtsuz derlerdi yıllardır sokaklarda divanece dolaşan Salih’e. Kimi kimsesi yoktu, çalıştığı tamirhanede yatar, sabah uyandığında pijamalarını özenle katlar yatağının kenarındaki kıyafet küfesine koyar, bazı günler kahverengi pantolonunun üstüne kareli…
-
Sağ eliyle sarı Volkswagen’in bagajını hızlıca kapattı. “Hadi bakalım, yolcu yolunda gerek. Ver ana, elini öpeyim. Hakkını helal et.” “Helal olsun damat, yolunuz açık olsun. Varınca haber edin.” İki omzunu…
-
Başındaki beyaz çemberin oyalarını düzeltti önce. Kenarlardan çıkan gümüş saç tellerini özenle içeri itti. Dudaklarında belli belirsiz bir kıpırtıyla bastonundan destek alarak koyu yeşil, kadife koltuğuna oturdu. O ânın farkında…
-
Kanatlarım üşüdü. Bazen tipi vurdu bazen de yağmur. Yine de çırpmaya devam ettim titreyerek. Yükseklerde köknar sadeliğinde arzı endam eden hayallerim tuttu kırağı vurmuş ellerimden. Yer yer tüylerim düştü yere,…