Ayna
-
Ben Haur Vatat. İlkin ilk oğlu, ilk ağabey, ilk evlat, dünyanın ilk günahkârı, sonsuz yasam ile lanetlenmiş Amerat’ın katili… Benim hikayemi öyle ya da böyle dinlediğinizi biliyorum ama bir de…
-
“Dede, babam senin oğlun değil mi yoksa?” “O da nereden çıktı? Elbette benim oğlum.” “Peki neden bakkaldaki her şeyi ona parayla satıyorsun? Babam bana oyuncak getirdiğinde ben ona hiç para…
-
Ufak, tatlı su gölleri ve yumuşak meltemde kavrulan kavak ağacı yaprakları bu köyde oldukça sık görülürdü. Kış ayları en fazla iki ay soğuk olurdu. Geriye kalan zaman neredeyse her gün…
-
Kıyısında dolaştığın surların ve sütunların, duymak istedin fısıltılarını. İçine sinmiş tüm kelimeleri harekete geçirdin. Kâh rüyalarına döndün, kâh çocukluğuna… Yetmedi anlamları belli, sözcükler kitabını hallaç ettin, olmadı, göremedin, bilemedin. Ne…
-
Koridordan koşarak geçti. “Geldi! Geldi!” diyerek salon pencerelerinden birine yanaşıp perdeyi araladı. Küçük kız, mutfak kapısından başını uzatarak takip etti genç kızı. El kol hareketleriyle bir şeyler anlatmaya çalışıyordu Derya…
-
“Ve dünya, minik bir sahnede Karagöz ile Hacivat gibi oynamaya devam etti.” Yâr Bana Bir Eğlence Medeet! Güneş ufukta ağır ağır yükselirken, toprak henüz geceyi üstünden silkeleyememişti. Rüzgâr, baharın…
-
Gökyüzü, sabahın incecik soluğunda usulca açıyordu gözlerini. Bulutlar, yüzyıllardır kimsenin okuyamadığı bir masalın sayfaları gibi ağır ağır geçiyordu başucundan. Ve kuşlar… Onlar, kanatlarında rüzgârın şarkısını taşıyan özgürlüğün ta kendisiydi. Tarlanın…
-
Mum ışığı… Ay ışığı… Güneş ışıkları… ”Kimileri ışığa arkalarını döner ve kendi gölgelerine basarak yürürler. Işığı görmez, ışıktan beslenmez ve solarlar.” diye yazıyordu gölge ve ışık hüzmeli kitapta. Hatırlıyordu…
-
Baharın taze serinliği pencereyi aralamıştı. Kadın, çayını yudumlarken rüzgârın taşıdığı çiçek kokularını içine çekti. Sessizliği bir telefon sesi böldü. Ekrana baktı, gülümsedi. “Merhaba, güzelim,” dedi. “Ben iyiyim çok şükür. Peki,…
-
‘Yersiz yurtsuz’ derlerdi yıllardır sokaklarda divanece dolaşan Salih’e. Kimi kimsesi yoktu. Çalıştığı tamirhanede yatar, sabah uyandığında pijamalarını özenle katlar yatağının kenarındaki kıyafet küfesine koyar, bazı günler kahverengi pantolonunun üstüne kareli…