Adına şiirler yazılan bir kadın olmak isterdim. Şiirlere sığmayan gülüşüm, rüzgarda titreşen kirpiklerim, fincanı tutan parmaklarım övülsün, kıskanılsın ve yüklenip mısraların avuntusuna bir şiire konsun isterdim. İsterdim ama her cümleyi, gelebilecek onlarca anlamına bölen, virgülün yerini değiştire değiştire ifadeleri yeni anlamlara getirmeye çalışan ben, nasıl çıkardım bu şiirlerin içinden?
“Sen bir aysın ben kara gece” diye söze başlayan türküyü dinlerken, bana şiir yazılmasının ne kadar zor oldugunu farkettim. “Kuru dalım” diye başladığında ozan söze, “bana da çiçek ol hadi” diyene kadar, yârine ‘benim kuru dalım’ dediğini zannedip, ardından gelen ifadelerle “tamamen başkaymış ya anlatmak istediği” deyip, bütün duygusallığı bir kenara bırakarak kahkahalarla gülmüştüm.
Şiir yazılan bir kadın olmamak da çok büyük bir şansmış diye düşünüyorum artık. Nazımla bezdirmek, uzaktan özlenmek, ismimin müzmin bir hıçkırıkla söze düşmesi çok da tercih etmeyeceğim anılma şekillerinden. İşte tam bu yüzden, bazıları edebiyat yapmalı, bazıları da oturup sadece anlamalı.
Güzel şiirlere, resimlere, hikayelere ve dahi şarkılara ilham olan kadınlara herkes selam dursun. İlham olmayı beklemek yerine kendi ilhamını bulup yazan kadınlar da tebrikleri kabul etmek için sayfalarımıza buyursun.
En güzel şiirler boylarını uzatmışken topraktan, baharla birlikte doğan yeni sayımızı beğenilerinize sunuyoruz.
Keyifli okumalar
