BİR LEYLÂ HİKÂYESİ

Mektup, yazan ile muhatabı arasındaki özel ilişkinin kağıda dökülmüş halidir. En doğal ve samimi ifadeler sıralanır mektubun satırlarında. Dolayısıyla da yazan kişinin kimliğine bağlı olarak dönemin yaşam biçimi ve olayları hakkında bilgi sahibi olmak mümkündür ki bu özelliği ile bir ‘belge’ niteliği taşır mektup.

Ahmed Arif’in, 1954-1959 arasında Leyla Erbil’e yazdığı 60’tan fazla mektubun yer aldığı ‘Leylim Leylim’ kitabında dönemin edebiyat dünyası ve siyasal olaylarıyla birlikte aşkını, davalarını, yaşadığı sürgünleri, baskıları ve iç dünyasını okumak mümkün.

Erbil’in yazdığı mektupların akıbeti hakkında bilgi sahibi olmamamıza rağmen, Arif’in mektuplarından anladığımız kadarıyla Erbil, “Kırk yıl cevap almasan benden, gene de yaz…” demiştir.

 

Leyla Erbil, kendisine yazılan mektupların, ölümünden sonra yayınlanmasını istemişse de bilinmeyen bir sebeple ölmeden önce yayınlandığını görmek istediğini yayıncısına bildirmiş ama kitabın basılı halini göremeden bu dünyadan ayrılmıştır. Yazdığı tek şiir kitabının 100’e yakın baskı yapmasıyla edebiyat dünyasında önemli bir yer edinen Ahmed Arif’in hayatına ışık tutan bu mektupların yayınlanması, Erbil’in gerçeğe bağlılığının bir göstergesidir.

Ahmed Arif, yazıları ve şiirleri yüzünden hakkında açılan davalar sonucu hapis ve sürgüne mahkum edilince Leyla Erbil’den uzaklaşmak zorunda kalır. Mektuplardaki ifadelere göre Erbil onu bir şekilde ‘kaçmakla’ suçlar ama Arif bunun bilinen sebebinin dışında, ‘parasızlık ve kimsenin kendisine yardımcı olmamasını’ gerekçe gösterir ve kendisinin de buna katkı sağladığını ifade eder.

“Leylâ, Zalım Leylâ!”, “Leylâm, Merhametsiz Ömrüm”, “Leylim”, “Leyla

 

Yazılan mektuplarda görülen şey Arif’in Erbil’e sırılsıklam aşık olduğu ama Erbil’in Arif’i, dostu olarak gördüğüdür. “Leylâ, Zalım Leylâ!”, “Leylâm, Merhametsiz Ömrüm”, “Leylim”, “Leyla, Canım”, “Leylacık”, “Leylim Benim”, “Azizim Leyla”, “Canım Benim”, “Canım Kardeşim”, “Merhaba”, “Biricik Dost”, “Sevgili Leyla” ile başlayan mektuplar, Arif’in aşkının bir göstergesidir. “Benim her şiirimde varsın ve olacaksın. Ama dünyanın en dehşet şiiri bile ‘sen’ olamaz.” ifadesi de o büyük aşkın yürekten kağıda dökülen halidir.

Ahmed Arif, yazdığı mektuplarda Erbil’i yazmaya yönlendirir, kurduğu ilişkilere ve arkadaşlarına dikkat etmesini tavsiye eder, kendisine daha çok mektup yazmasını ve aşkına karşılık vermesini bekler. Buna karşılık Erbil, çok az mektup yazar ve hiçbir zaman Arif’in aşkına karşılık vermez ama kendisine yazdığı mektuplardan ve kendisini merkeze alan şiirlerinden oldukça memnundur. Erbil’in yazdığı mektupların akıbeti hakkında bilgi sahibi olmamamıza rağmen, Arif’in mektuplarından anladığımız kadarıyla Erbil, “Kırk yıl cevap almasan benden, gene de yaz…” demiştir.

“Sen halden anlarsın. Şair adam, ayrılıkta, o namussuz ayrılıkta, firaklı şiirler yazmaz da ne yapar. Benim aziz Leylâm, sevgili belâm. Ya sen olmasan, ben ne … yerim, neye yararım? Bana yaz!” diyen Ahmed Arif, günler geçip de Leyla’sından mektup alamayınca “Şaştığım ne bilir misin? Tonla zeki, budala, normal, sapık, şu veya bu türlü erkekle, kadınla tanışıklığın, ahbaplığın oldu. Hepsinin densizliğini, zaaflarını hattâ ihanetini affettin, onları ayıplamadın, hırpalamadın. Şüphesiz bu değerli bir vasfın senin, gelgelelim, mahut mektupların biçarelikleri bir yana, sana yukarıdakilerin yaptıklarının hiçbirini ne yaptım ne de yeltendim. Hâl böyleyken hâlâ sorgu sual yağmurunla karışık çirkin sıfatlar ve benzetmelerle beni üzmeğe uğraşman niye?” şeklinde zaman zaman hesap sormuştur.

Büyük bir şairin, bir kadına yazdığı mektuplarda böyle bir dil kullanması ve Erbil’in bu durumu yadırgamaması garipsenecek olsa da iki edebiyatçının aralarındaki samimiyetin derecesini göstermesi bakımından önemli olsa gerek.

 

Erbil’in evleneceğini öğrenen Arif “Evleneceksin demek? Herhal çocuğu sevdin! İnşallah mesut olursun canım. Ama müstakbel kocan bana yazdığına kızmayacak cinstendir inşallah. Yoksa seni kaybetmek, sesini duymamaktansa gebereyim daha iyi olur.” diyerek platonik aşık konumuna geçer. Sonraki mektubunda da “Bana, yazmağa, sanatı asla bırakmamaya ve ben geberesiye, ikimizin kopmamasına çalışacağına söz vermelisin. Senin, o mert ve büyük namus sözlerinden olmalı bu. Anlatabildim mi? Sade kendin için değil, benim hayatım ve kaderim için de tayin edici rol bakımından çok önemli olan bu konuda düşünmeni ve bana hemen bildirmeni istiyorum.” diyerek bunu pekiştirir.

Daha sonra yazdığı mektuplarda da Arif’in Erbil’den vazgeçmediği bellidir: “Nasıl oldun canım? Bütün hastalıklarını, dertlerini, bana sat! Yahut bana yükle… Demek iyi dostların yok artık oralarda? Boş ver, …….. et o yüreksizleri, yaşamayanları… Sen onların hiçbirine muhtaç değilsin.”, “Ama bilirsin, senin için yapamayacağım (hiç olmazsa canımı veririm ya) bir şey yoktur…”, “Ne kadar özledim bilemezsin. Hep, aklımda ve hülyamdasın. Yalnızlığımı bir dolduruyorsun ki sana mı, seni yaratana mı teşekkür edeyim bilmiyorum.”, “Özledim diyebiliyorum ya, yeter bana. Evet, özledim seni. Hastalıklar, musibetler, uzak kalsınlar sana. Yerine, ne çekeceksen ben çekeyim. Yerine, ne belâ bulacaksa beni bulsun. Kadalar beni alsın. Kurban başan. Başan dönüm. Kadan alım. Cümle dünyalıkları senin ayağının dimağına kurban ederem. Bir havan, bir tutumun var ki âb-ı hayata bile değişmem.”, “Alışamadım gitti şu evliliğine. Kırk kocaya da varsan -töbe töbe- benim için değişmez, usanılmaz ve yaşanması cihan değer dostsun sen. Kocan mı, sevdiğin adam mı her neyse, bunu bilmeli.”

İlk mektuplarda Ahmed Arif, Leyla Erbil’e olan aşkından ve kendisi için neler yapabileceğinden bahsederken zamanla mektupların içeriğine bunlarla birlikte yeni konular girmeye başlar: Her ikisinin dergilerde yayınlanan yazı ve şiirleri, yakın dostların ihanetleri, siyasi gelişmeler, karşılıklı olarak gönderilen hediyeler, Arif’in yazılarının sansürlenmesi, mahkeme süreci, akrabaları ile ilişkileri, geçim derdi, Erbil’in sağlık sorunları, evliliği…

Arif ve Erbil yeni yazdıkları şiirleri zaman zaman, birbirlerine gönderdikleri mektuplarda paylaşıp fikir sorarlar. Arif’in bir mektubundaki ifadeler, yazdığı aşk şiirlerinin muhatabının kimliğini ortaya koyar: “Elbette harikûlâde yazıyorsun. Benim yaptığım, üç beş kelimelik bir düzeltme. Virgülüne bile dokunmağa gelemem yoksa. Ustam değil misin? “Ve sen daha demincek / yıllar da geçse demincek / Bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm / Ömrümün sebebi, ustam, sevgilim…”

Ahmed Arif sevdiği kadına en içten duygularıyla mektuplar yazar ama ‘doğulu ve erkek’ olmaktan kendini alamaz. Kahpelik yapan, çıkarları uğruna ruhunu satan, dedikodu yapıp polemiğe sebep olan, aydın geçinen çevrelere söverek verip veriştirir. Büyük bir şairin, bir kadına yazdığı mektuplarda böyle bir dil kullanması ve Erbil’in bu durumu yadırgamaması garipsenecek olsa da iki edebiyatçının aralarındaki samimiyetin derecesini göstermesi bakımından önemli olsa gerek.

Erbil, her ne kadar Arif’in aşkına karşılık vermemiş olsa da o aşka büyük bir saygı duyduğunu ve belki kendisinin de farkında olmadığı bilincinin derinliklerinde bir aşk beslemiş; mektupları saklayıp sonra da yayınlanmasını isteyerek bunu göstermiştir.

Evet, Leyla Erbil’e olan aşkına karşılık bulamayan Ahmed Arif, her seferinde şansını tekrar tekrar dener, her anında onun yanında olamayışını ama hayalinde orada olduğunu anlatmaktan da geri durmaz, kendisine verilmeyen şansı her seferinde dile getirir ve kendisinin ciddiye alınmadığını vurgular. Buna rağmen sevdasını, aşkını bir yana bırakıp önemli olanın Leyla olduğunu da hatırlatır. Hiçbir zaman özlemekten ve bunu yazmaktan usanmaz, kısacası sevdasını terk etmez.

 

 

 

 

 

0 yorum
0 beğeni
Prev post: KIRAĞI VURMUŞ ELLERİMNext post: ÜMİT

İlgili Yazılar

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv
Kategoriler
En Son Yazılar

Aylık Ücretsiz Dijital Dergimize Abone Olmak İster Misiniz?

Yazının Yayınlanmasını İster Misin?
2 days ago
4 days ago
5 days ago
6 days ago
1 week ago
1 week ago
  • Halitus
  • Mercan Dede
  • https://konsoledebiyat.com/wp-content/uploads/2025/10/Halitus.mp3
  • Souffle
  • Mercan Dede
  • https://konsoledebiyat.com/wp-content/uploads/2025/10/Souffle.mp3
  • Moya-Alitu
  • Mercan Dede
  • https://konsoledebiyat.com/wp-content/uploads/2025/10/Moya-Alitu.mp3
  • Napas
  • Mercan Dede
  • https://konsoledebiyat.com/wp-content/uploads/2024/11/Konsol-Edebiyat-Website-Fon-2-1.mp3