KATHERINA – Mavi Kapılı Ev

Eli yüzünde, gözyaşlarından da biraz ıslanmış bir şekilde uyandı Katherina. Ancak böyle bir rüya onu ağlatabilirdi. Savaşta gördüklerinden sonra çok az şeye ağlayabiliyordu ama kalbinin içindeki o yumuşacık yerde, mavi pencereli iki katlı evin bahçe kapısında Salih’i düşünüverdiği an, tüm kalkanları düşüveriyordu. Düşünmek, düş kurmak, düşüvermek… Sevdaya ve kelama dair ne çok şey söylüyordu.

İstanbul’da Üsküdar’da doğmuştu Katherina. Mahalleden çok sık dışarı çıkmaz, çocuklarla oynar, siyasetin izin verdiği ölçüde okula gidip gelmeye çalışırdı. Ela gözlerinde, tüm dünyanın yükünü sırtlamaya yetecek cesaret çakmak çakmak yanardı. Deniz tuzuna bulanmış rüzgar esti miydi, dalgalı saçları uçuşur, bu anlamsız sırtlanışın yükünü omuzlarından geldiği yere savururdu. Çelimsiz değil, zayıf denilemeyecek, ancak hiç de şişman olmayan bir düzlüğü vardı çocuk bedeninin. Başkalarından ayırt edilebilecek pek bir özelliği yoktu dışarıdan bakınca. İçinde ise sevda yüklü bulutlar, dünyayı yerinden oynatabilecek aşk dolu lavlar, kışın gelişini hiç umursamadan yaprak vermeye devam eden çamlar vardı. Havayı, yağmurunu ve rüzgarını, doğayı, çamurunu ve taşlarını, denizi, tuzunu ve yosununu, her şeyiyle bir seviyordu. Sevda da böyle bir şeydi. İçinde yoğurmalı, o koca hamurda kötü denilebilecek ufak zerreleri kendinde var etmeliydi. İllaki çıkmak istiyorsa, canını yakıyorsa da yoğurmaya devam etmemeliydi. Ekmeğin içindeki taş illaki bir yerde dişimizi kırabilirdi sonuçta.

Salih için ise Katherina ekmek hamurunun içindeki küçük taş parçasıydı.

 

Salih’e olan sevdası her şeyiyle yoğurduğu bir hamur gibiydi Katherina’nın. Ya da resim yaparken kullandığı boyalar gibi. Sarıyla kırmızı karıştırınca turuncu oluyordu ya ama sarı da turuncu da orada olmaya devam ediyordu… Yine de beraber turuncu olup parlıyorlardı. Salih için ise Katherina ekmek hamurunun içindeki küçük taş parçasıydı.

İçimdeki kadın bazen ne kadar da kaba oluyor, halbuki ben bir Üsküdar hanımefendisiyim.

 

Bunu, Aleksandrapuli’deki evlerinin balkonunda, aslında sövmesi gereken kişinin Sarı Melahat olmadığını fark ettiğinde kavramıştı. “Ah ulan Salih, kalbimi oydun” dedi sigarasından bir nefes daha çekerken. “Oydun da dolmalık kabak gibi bomboş kaldı içim” sonra da güldü, “İçimdeki kadın bazen ne kadar da kaba oluyor, halbuki ben bir Üsküdar hanımefendisiyim. Yine de ulan Salih sana sövmeye dilim varmıyor, sadece yüzüne bağırarak sormak istiyorum. Nasıl olur da o Sarı’nın kızıyla düğün yapar da evimin kapısında davul çalarsın?”

Önceki gece Katherina’yı ağlayarak uykusundan uyandıran rüyanın etkisi birkaç gün süreceğe benziyordu. Katherina, Salih’i ilk gördüğünde sekiz yaşındaydı. Erkek çocukları sokağa çıktığında o da hemen iniyor, Salih’le kim taşı daha uzağa atacak oyunu oynuyorlardı. Sonra bir gün Salih, bakkalın yanına çırak olarak işe başladı; henüz 10 yaşındaydı. Katherina, bakkal Yusuf’un izin verdiği zamanlarda Salih’in gelmesini bekliyor evdeki tereyağdan iki ekmeğe sürüyor, Salih ile beraber yemeye gidiyordu. Bir gün Salih’in annesi Müyesser Hanım’ın, “Oğlum her gün beraber ekmek yediğinizi görüyorum, Katherina annesinden izin alıyor muymuş sor bakalım.” dediğini duydu. Salih bunu duymamış gibi Katherina’ya bir şey sormadı. O gün, Müyesser Hanım’ın kendisine karşı bir alakası olduğunu düşünüp mutlu oldu Katherina. Müstakbel kayınvalidesi müstakbel gelinini düşünüyordu.

Katherina 19 yaşına geldiğinde, bakkal Yusuf çoktan vefat etmiş, Salih de mahalle mektebinde ders anlatmaya başlamıştı. Bir gün Müyesser Hanım Katherina’nın yanından geçerken, “Olmaz asla olmaz” gibi şeyler söylemişti ama Katherina hiç üstüne alınmamıştı. Hatta, Müslümanların yaptığı gibi “Selamün aleyküm” demişti Müyesser Hanıma. Müyesser Hanım da “Ve aleyküm” deyivermişti sadece. Müslümanların, gayrimüslimlerden bu şekilde selam aldıklarını biliyordu ama kendini çok kötü hissetmişti. Yıllarca, Müyesser Hanım’ın kendisini kolladığını, sorup soruşturduğunu düşünen Katherina, bu davranışlara bir anlam veremiyordu. Salih’le o yaz evleneceklerini düşünürken pencerenin kenarına oturmuş, kahvesini yudumluyor, onun okuldan eve dönüş saatinin gelmesini bekliyordu. O anda hiç beklemediği bir şey oldu. Müstakbel kayınvalidesi ve görümceleri ile teyzeleri, Salihler’in evinden ellerinde bohçalar ile çıkıp Sarı Melahat’in evine girdiler. Sarı Melahat’in kızı Nihal de Katherina ile yaşıttı. Mazbut görünümlü ama anası gibi sinsi bir yılandı. Müyesser Hanım’ın yanında, süt dökmüş kedi gibi oturur, kızların içinde ağzından çıkmadık küfür kalmazdı. Katherina’nın kalbi, taşların arasında ezilip un ufak olmuş, parçalarını dağdan taştan uçup gelen akbabalar yemişti sanki. Katherina biraz kendine kızıyordu, neyse oydu. İnsanların yanında olmadığı gibi davranamıyor, hissetmediği şeyleri ifade etmek için yalan söyleyemiyordu. İçten içe aslında, gayrimüslim olduğu için, Müyesser Hanım’ın oğlu ile izdivacına müsaade etmediğine inanmak istemiyordu. “Anam insan olmak değil mi amaç, hepimizin Allah’ı aynı değil mi? O zaman neden göz göre göre çirkini, yalanı, riyayı, iki yüzlülüğü tercih ediyordu bu insanlar?” Belki de taşınanlar başkasının bohçalarıydı ama Katherina kendini bu düşük ihtimal ile kandırmak istemiyordu.

Salih’in okuldan geldiğini gördü ve hemen arka bahçeye indi. Salih, gözlerine bakamadı. “Olmadı” dedi sadece. “Olamadı. Çok uğraştım ama ikna edemedim.” sözleri döküldü ağzından Salih’in. Tek bir kelime etmedi Katherina. Ela gözlerini gökyüzüne dikti. Salih’in inandığı dinin peygamberi öyle söylüyordu, “İçiniz daraldığında gökyüzüne bakın, gökyüzünde ferahlık vardır.” Arkasını döndü evin merdivenlerine yürüdü.

 

 

 

 

 

 

 

0 yorum
0 beğeni
Prev post: PENCERE KENARINext post: HABİL’İN NEZİR GÖZLERİ

İlgili Yazılar

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv
Kategoriler
En Son Yazılar

Aylık Ücretsiz Dijital Dergimize Abone Olmak İster Misiniz?

Yazının Yayınlanmasını İster Misin?
2 days ago
4 days ago
5 days ago
6 days ago
1 week ago
1 week ago
  • Halitus
  • Mercan Dede
  • https://konsoledebiyat.com/wp-content/uploads/2025/10/Halitus.mp3
  • Souffle
  • Mercan Dede
  • https://konsoledebiyat.com/wp-content/uploads/2025/10/Souffle.mp3
  • Moya-Alitu
  • Mercan Dede
  • https://konsoledebiyat.com/wp-content/uploads/2025/10/Moya-Alitu.mp3
  • Napas
  • Mercan Dede
  • https://konsoledebiyat.com/wp-content/uploads/2024/11/Konsol-Edebiyat-Website-Fon-2-1.mp3