Yüreğimde yılların ağırlaşan son yükü
Vurgun mudur, sürgün mü, acının en büyüğü?
Taşlar değip acıtsa beni, yeri ve göğü,
Bin yerinden kırsa da ama yürümem gerek.
Doruklar çok uzakta, “Olsun” dayanırmışım.
Ben bu hayatı yalnız benimdir sanırmışım.
Düşmanımı, yaptığı zulümden tanırmışım.
Ağlayıp sızlayarak ama yürümem gerek.
Evlat dedim baktım da “Hayır olmaz.” dediler.
Öpüp sarılmak hakkım, vakti haram ettiler.
Gecenin karanlığı, ciğerimi deldiler.
Dağlandıkça dağlandı ama yürümem gerek.
Dağlar kurmuş tuzağı, dereler geçit vermez.
Nedir bu yaşadığım? Ne akıl, ne sır ermez.
Düştüm belki bin kere, bir Allah kulu görmez.
Acıyan dizlerim mi?Ama yürümem gerek
Daha çok mu menzilim, neredeyim, ben kimim?
İçim feryad u figan, “sus”lardadır elemim.
Uçurumun kenarı, yahut dikenli alemim.
Kanım damlar toprağa ama yürümem gerek
Açlık mı, susuzluk mu, boğazımdaki acı?
Ne anneliğim kaldı, ne evlat, ne de bacı.
Sabrıma hasret sürdüm, lakin olmaz ilacı.
Yürümekten yoruldum, ne olur durmam gerek.
