Ayşegül Soytaş
-
Geldi yine mektup mevsimi… Nedendir bilmem sonbahar biraz da mektup kokusudur benim için. Yeni başlangıçlar, eski vedalar… Kâğıt üzerinde saatlerce gıcırdayan kalem sesi… Çiseleyen yağmur, üşüyen parmak uçlarım… Esen rüzgârla…
-
Saçları döküldükten sonra ilk kez karşılaşıyorduk. Karşımda kaşsız, kirpiksiz, bıyıksız, kel bir adam duruyordu. Hiç tanımadığım birinin gözleri, en iyi tanıdığım o adam gibi bakıyordu. Bakışlarındaki tanışıklık da olmasa görüntüsü…
-
Sokakta kalmıştı, annesizdi… Onun buz gibi bedeni vardı, benim sarıp sarmalamaya hasret, sıcacık ellerim… Ona, karnını doyuracak biri; bana, acıktığında mırıldandığını duyacağım bir ses lazımdı. Eksiklerimizle, o kadar tamamlıyorduk ki…
-
Kırgın ruhunun kanatları yoktu. Sadece kelimeleri biliyordu kırgınlığını… Göklerde, denizlerde, bedeninde, geçmişteki çocukluğunda, gele(meye) cegindeki kaygılarında ışıktan hızlı dolaşırken; sığındığı sözcükler, ona nasıl bir oyun oynuyordu? “Ölüm, yaşayabilmek için sonsuzca…
Arşiv
Kategoriler
- Kırık Plak (1)
- Daktilo (1)
- Anka (1)
- Editörün Kaleminden (9)
- Ayna (41)
- Blog (3)
- Çekmece (10)
- Kartpostal (2)
- Çerçeve (11)
- Itır (1)
- Kanaviçe (50)
- Mürekkep (1)
- Saksı (6)
- Sandık (5)
- Palet (3)
En Son Yazılar
-
EDİTÖRDEN
Ocak 3, 2026
-
DEDEMİN RADYOSU
Ocak 3, 2026
-
EY BENİM ŞEHR-İ YALNIZLIĞIM
Ocak 3, 2026
-
EMPATİSİZLİK NEDİR, NASIL BAŞA ÇIKILIR?
Ocak 3, 2026
-
HABİL’İN NEZİR GÖZLERİ
Ocak 3, 2026
