EDİTÖRDEN

Adem ve Havva’nın cennetteki misafirliği bitip de dünyaya gönderildiklerinde, Emin Belde’ye Havva bırakılmış, Adem yollara düşüp onu aramakla geçirmişti yıllarını. Hacer, son peygamberin topraklarına getirdiğinde tohumu İsmail’i, çöle inen hayatın şırıltısı Hacer’in ayak seslerine karışmıştı. Yusuf’un rüyasında kendisine secde eden güneş tabirde babasıysa, annesi de bir ay olarak her an yanında yer almıştı. Mabette sadece sıra sıra dizili erkekler ibadet ederken, bir kadın, Meryem, oraya bizzat çağırılmıştı.

Sonrasında neler oldu bilinmez. Kadına yüklenen anlamlar ilahi mesajların dışına savrulmuş, başı öndesi, sesi çıkmayanı makbul sayılır olmuştu. Unutmuştu Ademoğlu; kendisi çamurdan, Havva ise hayatı boyunca arayacağı eksik parçasından yaratılmıştı. Ne kadın üstündü ne adam; ikisi de kendi içinde muhteşem, ikisi de birbiriyle bütündü. Yıllar, yollar, önyargılar aşıldı; kavramlar tartışılıp yeni anlamlarda buluşuldu ama bir kadın ve bir adamın toplamı toplum önünde iki etmedi. Edemezdi zaten, çünkü birinden diğeri çıkarıldığında sıfır kalmıyordu.

Kadın zarif, kadın güzelliğin aşığıydı. Adına şiirler yazıldı ama kendi şiirini de yazdı. Yollarına çiçekler döküldü fakat bulunduğu yeri çiçek bahçesine çevirme meziyeti de vardı. Uğruna kavgalar olurken o, kendi varoluşunun kavgasını veriyordu. Köprü kuramayacağından değil, kimin köprüler kuracak kadar ona değer verdiğini anlamak için Kaf Dağı’nın başındaki evinde durdu. Bekledi zannedilebilir ama o, emek verenleri tek tek inceliyordu.

Küçük mutlulukları, özverileri asla önemsiz görmedi kadın. Anılarını en kıymetli yerlerde sakladı. Yeri geldi sedef kakmalı küçük kutular oldu anıların sığınağı; zaman değişti, oymalı sandıklar aldı onların yerini. Çerçeveye sığanlar duvarlarda selamladı geleni gideni, sığmayanlar zaman zaman açılıp bakılacak albümlerde yerini aldı. Albümlerin yeri ise diğer hatıralarla birlikte yaşadıkları konsol çekmeceleriydi.

Eşyayı hikâyesiyle değerli gördü Havva kızı. Sonra kıymetlisinin hikâyesini yazmaya başladı. Zaman değişti, dünya küçüldü ama kadın saklamaya değer şeylerinden asla vazgeçmedi. Ve bugün, kadın için bir anıdan fazlası olan ve mutlaka bir hikâyede anlatılması gereken tebessümler, iç çekişler, gözyaşları gelip usulca Konsol’un sayfalarına kondu.

0 yorum
0 beğeni
Prev post: DEDEMİN RADYOSU

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv
Kategoriler
En Son Yazılar

Aylık Ücretsiz Dijital Dergimize Abone Olmak İster Misiniz?

Yazının Yayınlanmasını İster Misin?
3 hours ago
2 days ago
3 days ago
4 days ago
6 days ago
1 week ago
  • Halitus
  • Mercan Dede
  • https://konsoledebiyat.com/wp-content/uploads/2025/10/Halitus.mp3
  • Souffle
  • Mercan Dede
  • https://konsoledebiyat.com/wp-content/uploads/2025/10/Souffle.mp3
  • Moya-Alitu
  • Mercan Dede
  • https://konsoledebiyat.com/wp-content/uploads/2025/10/Moya-Alitu.mp3
  • Napas
  • Mercan Dede
  • https://konsoledebiyat.com/wp-content/uploads/2024/11/Konsol-Edebiyat-Website-Fon-2-1.mp3