Çoktan geldi sonbahar.
Kuşların kanadında gitti sıcağın buğusu.
Ağaçlarda bildik bir hikaye.
Kırmızı bir telaş,
Sabırsız sarıya doğru.
İçimdeki dağınıklıkları topluyorum nicedir.
Girmediğim odacıklar var kalbimde
Asırların, ataların müphem izi üzerinde
Biraz dağınık kalsın bırakıyorum
Bırakmak iyi gelir bazen öylece
Parmaklarım sardunya kırmızısı
Mis ıtır kokusu.
Eskimiş renkleri temizledim bu sabah saksıda.
Tomurcuklarla selamlaştım.
Güldüm her birine kandırdım onları
Karşı bahçede sonbahar çoktan başlamıştı.
Diyorum iki petunya sallandırayım balkondan,
Ben morunu severim
O İskandinav havasını.
Ama kokmuyor petunyalar ıtır ıtır
Boyamıyor rengi parmak uçlarımı.
Bu gece kırmızı başlı beyaz bir balık gördüm
Kimsede görmediğim bir gülümseme kocaman dudaklarında
Sonra şiir yazdım düşümde denize
Dedim deniz kızları çoktan inmiştir derinlere
Güneşin terk edeceği bir ülkede
Baltık denizinin en karanlık yüzünde
Ne bir kuş uçar göğünde
Ne denizkızlarının şehrayini..
Düşlerde bile.
Dilini bilmediğim meşgaleler buluyorum kendime
Tanrım neden bu kadar çok dil yarattın diyorum
Sonra bakıyorum
Anlamıyor zaten birbirini
Aynı dili konuşanlar bile.
