Puslu bulutlar ardında bir şatoda
Kalemler şakırdıyor
Duyuyorum sesini
Yazmak ya da yazmamak
Aydınlık ile karanlığın savaşı bu
Öyleyse bilensin kalemim!
Damıtsın ruhumun ibriğinden
Kelimeler benliğimi,
Nokta nokta tamamlanayım.
Harflerin sonsuz göğünde
Usulca kanatlansın
Mühürlü suskunluğum
Açılsın Pandora
Saçılsın etrafa “ah”larım
Kırılsın tüm kırgınlıklarım.
Yorulsun elim,
Beynim kussun asrın çilesini
Avuç içlerime
Sızı sızı damlasın parmaklarımdan.
Sarıp sarmalanmamış
Bir kadın gülsün
Ben gideyim
Ama o hep kalsın,
Beyaz bir kağıdın üzerinden
Mürekkebim dökülsün
Ağarmış saçlarına,
Yazdıkça yol alsın
Sürur denizlerine
Gözlerine limanlamış
Hüzün gemileri,
Otuz üç yaşında kalsın dünya!
