Kara bir hıçkırık, yaslasam başımı omuzuna
Bir kuş, döker çırptığı kanatlarını yaprak yaprak.
Elimizde yontudur da hayat, insanız ya unuturuz
Biz, biz olurken yonta yonta yaptığımızı
Karşımızda bulduğumuzda unuturuz
Aslında yonttuğumuzun ne olduğunu.
Yüzleşmesi yıkıcı yağmurları bekle.
Ve yıka yağmurla kirpiklerini,
Taşı aşka çeviren bir yüreğin sersemliğiyle bekle.
Kudret, kapısı kapalı bir evin kapısında
Bekle ya da vazgeç,
Vazgeçmeyi de öğren vakti geldiğinde
Acele etmeden yaşa hayatı,
Neşeni ve yasını ayırt etmeden doyasıya yaşa.
Nemli yüzünü bulutlara yasla,
Saçların bulutlara değerken kendini izle,
Güneşin ışığıyla yıka yüzünü bazen
Ve kanatları yaprak döken kuşun havadaki halini.
Tüm yüklerini bulutlarla bir olup döktükten sonra
Yeryüzüne konduğundaki neşesini izle,
Tanık ol döktüğü yapraklarla büyüyen o Anka’nın
Küllerinden yeniden doğuşuna.
