Şu yaralı sinemi açıp da sere serpe
Toplasam geçe kalmış en güzel güneşleri
Ayaz kesmiş kalbimi çıkarıp kırpa kırpa
Zar tutup atabilsem gelmeyen “dü şeş”leri
Şimdi bir parça umut çeksem ciğerlerime
Nefes nefes yayılsa dağılsa her yerime
Bir sıcaklık dokunsa üşüyen kederime
Bilmem unutur muyum giden kara kışları?
O yârin bahçesinde yatağım taş olsa da
Yorganım masmavi gök içim ateş olsa da
Huzurla kapattığım gözlerim yaş olsa da
Yine de bırakamam aşka dair düşleri
Yara dolu sinemi seriverdim önüne
Biraz merhamet göster basıp geçme üstüne
Bu seferlik insaf et yakma körü körüne
Söndürme güneş gibi parlayan gülüşleri
