ŞİİRLERDE YAŞAYAN KADINLAR – I

MONA ROSA ÖLMEDİ, ÖLEN MUAZZEZ AKKAYA İDİ

Türk edebiyatının en güzel aşk şiirlerindendir Mona Rosa. Platonik bir aşka yüklenen derin anlamlarla birlikte teknik olarak da geleneğin ve modernitenin buluştuğu bir şiirdir. Garip Akımı’nın Türk şiirini kuşattığı yıllarda, heceyle yazılmış, divan şiiri mazmunlarından esintiler taşıyan, anlam bakımından tasavvufi dokunuşlara sahip ve bunların yanında, o günlerde oldukça popüler olan akrostiş tekniğinin ustalıkla kullanıldığı ve moda haline gelmiş yabancı sözcüklerden oluşan başlığı Mona Rosa’yı unutulmaz kılan özellikleridir. Fakat Mona Rosa’nın bu kadar meşhur olmasının sebebi ne yüksek bir şiir tekniğine sahip olması ne de her bir mısraının derin anlamlarla yüklü olmasıdır. Popülaritenin kaliteliyi mamur ettiği nerede görülmüş. İşte bu şiirin de hemen her aşığın ezberinde en az bir bendinin olmasını sağlayan şey, şiirin akrostişini oluşturan Muazzez Akkaya ismi ve bunun ardındaki platonik aşk hikayesidir.

Muazzez Akkaya, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesinden Sezai Karakoç’un sınıf arkadaşıdır. 1930 yılında Geyve’de dünyaya gelen Akkaya, savaştan yeni çıkmış bir ülkenin çocuğu olarak yokluklar içinde büyümüştür. “Bizler İstiklal Harbi’nden yeni çıkmış genç Cumhuriyet’in çocukları, gururlu bir nesildik. Genç kızlara, kadınlara değer veren Cumhuriyet’le birlikte çok mutluyduk.” der bir röportajında. Orta öğrenimini Kandilli lisesinde tamamladıktan sonra 1949 yılında Mülkiye Mektebine başlamıştır. İlk yıllarda sınıfındaki iki kız öğrenciden biridir. Fakat daha sonra bu sayı sekize yükselecektir.

“Cemal Süreya’nın soyadındaki “y” harflerinden birini atmasının sebebi Muazzez Akkaya’dır.”

 

Akkaya’nın tek şair arkadaşı Sezai Karakoç değildir. Cemal Süreya da onlarla aynı sınıftadır ve ne tuhaftır ki o da Muazzez Akkaya’ya karşı derin bir aşk beslemektedir. Hatta Muazzez Hanım yine bir röportajında Cemal Süreya’nın kendisinin cebine şiirler koyduğundan bahseder. “Cemal Süreya daha çok cebime şiirler koyardı. Sonra sınıfa girince aynı şiiri tahtada da görürdüm. Şiirlerin ona ait olduğunu sonradan öğrendim. Ben o dönem bu şekilde bir arkadaş edinmeyi, ilerletmeyi hiç düşünmedim.” Hatta Cemal Süreya’nın soyadındaki “y” harflerinden birini atmasının sebebi de yine Muazzez Akkaya’dır. Süreya, bir gün Sezai Karakoç ile bir iddiaya girer. Bu durumu Akkaya şöyle açıklar, “Benimle gelip konuşmaya hiç çalışmadı. Bir iddiaya girmişler, onun sonucu soy isminden bir harfi attığı doğru. Hangimiz daha ileride olursak, diğeri bir şeyinden vazgeçecek diye iddiaya girmişler. Bu olay olduğunda Mülkiye’nin kafe’sinde arkadaşlarımızla oturuyorduk. Arkadaşlarım yanlarında Sezai Karakoç’la gelmişti. Aynı masadaydık. Sonra diğer arkadaşlar kalkıp gidince ve sadece Sezai Karakoç’la benim masada kaldığım anı görünce Cemal Süreya, soy isminden bir harfi sildirmiş. Bana böyle izah etmişlerdi.”

Hem Sezai Karakoç’un hem Cemal Süreya’nın ilgisine mazhar olan Muazzez Akkaya, iki tarafa da meyletmez ve hiç ümit vermez. Çünkü bir Cumhuriyet kadını olarak onun idealleri vardır, hedefleri vardır. Ayrıca yaşça onlardan da biraz büyüktür. Aldığı aile terbiyesi gereğince bir kadının kendinden yaşça küçük biriyle evlenmesine sıcak bakmaz. Bu sebeple de ne Sezai Karakoç’un ne de Cemal Süreya’nın ilgisine karşılık vermeyi hiç düşünmez.

Nitekim üniversiteyi bitirince Maliye Bakanlığı’nda hazine avukatlığı yapmaya başlar ve aynı kurumda çalışan Orhan Giray ile evlenir. Muazzez Akkaya’nın mutlu bir evliliği ve üç çocuğu olur.

Peki Mona Rosa şairi ne yapmıştır?

Sezai Karakoç, 16 Kasim 2021’de hayatını kaybedene dek hiç evlenmemiştir. Mona Rosa şiiriyle ilgili ise şunları söylemiştir:

“19 yaşındaydım. Heyecanlı bir genç. Şiirde yeni bir dönem başlamıştı. Ölçüsü olmayan vezinsiz, kafiyesiz şiirler yazılmaya başlanmıştı. Hece ölçüsü de bitmişti. Serbest şiir yazılıyordu. O dönemin bu serbest şairleri, eski dönemleri kötülüyordu.

Tabi isterdim ki öz edebiyatımız olan divan edebiyatı ile yazılabilsin şiirler. Ama tek başıma ben aruzu getiremem ya. Aruzu geçtim hece de gidiyordu artık. O dönem dedim ki hece ile bir şiir yazayım. Bu serbestçi şairler divanla dalga geçiyordu. Gül bülbül, gül bülbül başka bir şey yok diyorlardı.

O dönemde şiirlere yabancı isim verme geleneği vardı. Birde bu serbestiler gül ile dalga geçince bende ”Monna Rosa” koydum şiirin adını. Tek gül anlamında bir şey. Tamamıyla kendimi denemek için yazdım şiiri. Akrostiş şiir yazma modası vardı birde. Genç şairler çok hevesliydi akrostiş şiirler yazmaya. Ben de gencim tabi, hem hece ölçüsüyle olsun hem de akrostiş olsun diye bir şiirde ben kaleme aldım. Okuldan bir arkadaşımın ismiyle yazdım.”

Sezai Karakoç, hiçbir zaman bir aşk şairi olarak tanınmak istememiştir. Bu konunun açılmasından hep rahatsız olmuştur. O daha çok idealleri ve davasıyla tanınmak istemiş, bu yöndeki şiirleriyle anılmayı tercih etmiştir. Hayatının son otuz yılında aktif siyasetin içinde bulunmuştur, fikirlerini geniş kitlelere aktarmaya çalışmıştır.

“Ölümsüzlüğün bir sırrı var mı diye soracak olsaydınız, bunca sözden sonra, adına şiirler yazılmış biri olmak derdim herhalde. “

 

Sezai Karakoç, Mona Rosa şiiriyle öyle derin bir mana ve öyle kusursuz bir şekil inşa etmiştir ki otuz yıl boyunca şiirin bir akrostiş olduğu bile anlaşılmamıştır. Şiirde gizlenen Muazzez Akkaya isminin kime ait olduğu ise çok uzun bir süre sır olarak kalmıştır. Ta ki bir gün Muazzez Akkaya çıkıp da anılarını anlatmaya başlayana dek.

Ölümsüzlüğün bir sırrı var mı diye soracak olsaydınız, bunca sözden sonra, adına şiirler yazılmış biri olmak derdim herhalde.

Muazzez Akkaya 7 Haziran 2025’te, 95 yaşında hayata gözlerini yumdu. Hayatı ve geride bıraktıkları bir gün unutulup gidecek fakat Mona Rosa şiiri dilden dile dolaşmaya devam edecek.

 

 

 

 

 

 

0 yorum
0 beğeni
Prev post: GİDENLERİN ARDINDANNext post: Postmodern Dünyanın İç Pusulası; İoanna Kuçuradi “İnsandan Umut Kesilmez”

İlgili Yazılar

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv
Kategoriler
En Son Yazılar

Aylık Ücretsiz Dijital Dergimize Abone Olmak İster Misiniz?

Yazının Yayınlanmasını İster Misin?
  • Konsol Edebiyat
  • Fon Muzigi
  • https://konsoledebiyat.com/wp-content/uploads/2025/01/WhatsApp-Video-2025-01-28-at-09.54.34.mp3