AHLAM

Susuzluktan acıyla inleyen yavru bir deve… Dokunmaya oldukça korktuğum. Elimi bir iki kez geri çektikten sonra tüm cesaretimi topladım ve büyük, uzun yüzünü okşayabildim. Genişçe bir gümüş kasede ona içirdiğim sudan sonra iki hörgücünün arasında uyuya kaldım.

 

 

 

 

 

 

 

 

Soğuk bir kış sabahına uyandığımda gözlerimin gördüğü ilk ve tek şey iri gövdeli, grili beyazlı bir geyikti. Ona dokunurken irkilmem bana deveyle olan rüyamı anımsattı. İki gözünün arasına elimi yerleştirmeyi başardığımda, karnımda dolanan yumuşak bir bulut hissettim. Kollarımı boynuna zoraki doladım. Nefesi öyle güçlüydü ki boynum bunun etkisiyle aşınabilirdi. Geyiğin ani ve hafif bir itelemesiyle kendimi bir anda karanlık bir yolda buldum. Buradan itibaren en son hatırladığım, sırtıma yediğim üç bıçak darbesiydi. Hiç tanımadığım, karanlıktan kopup gelen, siyahlara bürünmüş bir serseriydi bana bunu yapan. Ruhum bedenimden ayrılmak üzereyken uyanmıştım. Acısının geçmesi için yatağımda bir sağa bir sola dönerken kaburgalarımı okşuyordum. Gördüklerimin kâbus olduğunu kavramam biraz zaman aldı. Sonra Tanrı’ya yaşadığım için şükür ettim.

Evet, bunlar rüyaydı. Rüyalarımda yaşadığım beden sancıları ve hayal kırıklıkları bu dünya kadar gerçekti, hatta bazen daha acımasız olurlardı.

Ben neden bu kadar gerçek ve başka biri gibi hissediyorum?

 

İşin aslı, ben rüya olduklarını sanıyordum. Ta ki bir kitapta rüyaların daha farklı bir bilinçaltı hadisesi olduğu ve gördüklerimizin çoğunun bir ahlamdan ibaret olduğunu okuyana dek. Okuduklarımdan sonra zihnimde bazı taşların nazik bir tıkırtıyla yerine oturduğunu hissettim. Ahlam, rüya ile eş anlamlı sayılsa da aralarında dikkate değer bir fark varmış.

Tam olarak ne olduğunu uzun uzun yazmaktan ziyade not defterime şu iki kelimeciği karalamıştım: “Ahlam: Hayal yığını.” Bizim şimdiye dek rüya sandığımız, ruhun farklı bir âlemde çıktığı bir çeşit deneyim yolculuğu. Gün içerisinde yaşadıklarımızı, düşündüklerimizi hatta nerede olduğunu bile bilmediğimiz saklı duygularımızı, ihtiyacımız olan versiyonda tekrar yaşamamız gibi bir şey. Yani zihnimizin kendince kurduğu bir çöp boşaltma yöntemi.

“Bilinçaltı karmaşası” da ahlam için daha farklı bir tanım olabilir. Ve bence bilinçaltı karmaşasına rüya demek, rüyanın asıl manasına haksızlık olur. Çünkü onlar benim nazarımda hakikati yansıtan aynalar.

Yine de bu peş peşe gelen matruşka ahlamlar beni kendine bağlamıştı. Gözlerimi bir süre sonra sırf ahlam görmek için ve belki bir yerlerde hakiki bir rüyaya denk gelirim arzusuyla kapatıyordum. Bu, beni dünyanın memnun etmemeye başladığı noktaydı.

Araba kazaları, kaçırılan trenler, girip oturduğum mescitler, duyduğum Kur’an sesleri, Ay’a çıkıp gri gövdesine yatmam ve dünyayı izlemem… Gördüklerim böyle bir sarmalda tekrar edip duruyordu. Her ne kadar bir şeyleri kaçırma duygusuyla boğuşsam da kalbim hafifledikçe hafifledi.

Bu durum hatırı sayılır bir süre böyle devam etti ve bir sabah uyandığımda başımın tam tepesinde apansız şimşekler çakıvermişti. O gün ahlamlarımda aslında başka biri olduğumu fark ettim. Bambaşka hisseden, hayata bambaşka bakan ve gerçek hayattan farklı olarak bambaşka insanlarla beraber olan birisi.

Ama gördüklerim gerçek değil ki? Hatta ahlamdayken yaşadıklarımızın bir ahlam olduğunu bilmiyoruz, uyuduğumuzu dahi unutuyoruz. Ben neden bu kadar gerçek ve başka biri gibi hissediyorum?

Sizce hisseden beden midir, ruh mu?

 

Peki bıçak darbelerini nasıl hissedebildim? Tıpkı geniş ekran bir bilgisayarda oynanan yaratıcı bir oyun gibi gördüklerimin sahte olması gerekmez mi? Hem bunu yaşayan bedenim değil, ruhum. Peki nasıl oluyor da uyandıktan sonra kısa bir süre için bu acıyı duymuştum?

İşte mevzunun çekirdeğindeki soru şu: Sizce hisseden beden midir, ruh mu?

Bana sorarsanız çok büyük bir yanılgı içerisindeyiz. Kırık bir kalbi de, kesik bir parmağın sancısını da bize hissettiren şey, ruhun ta kendisidir. Ruhsuz bir beden hiçbir şey hissedemez. Buna kanıt ararsanız, bir ölüyü tokatlamayı deneyin.

 

 

0 yorum
0 beğeni
Prev post: YOLCULUKNext post: YANAYIM…

İlgili Yazılar

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv
Kategoriler
En Son Yazılar

Aylık Ücretsiz Dijital Dergimize Abone Olmak İster Misiniz?

Yazının Yayınlanmasını İster Misin?
2 months ago
2 months ago
2 months ago
2 months ago
2 months ago
2 months ago
  • Halitus
  • Mercan Dede
  • https://konsoledebiyat.com/wp-content/uploads/2025/10/Halitus.mp3
  • Souffle
  • Mercan Dede
  • https://konsoledebiyat.com/wp-content/uploads/2025/10/Souffle.mp3
  • Moya-Alitu
  • Mercan Dede
  • https://konsoledebiyat.com/wp-content/uploads/2025/10/Moya-Alitu.mp3
  • Napas
  • Mercan Dede
  • https://konsoledebiyat.com/wp-content/uploads/2024/11/Konsol-Edebiyat-Website-Fon-2-1.mp3