Reelsler arasından göz kırpıyor sanrılar
İşte şurada bıçağın ucundan
Damlayan kan kırmızısı
Kartelada rengini seçerken yeni kreasyonun
O kırmızı elbiseyle eteklerini sürüyerek
Sahneye en son çıkacakmış medyatik manken
Öyle buyurdu efendisi podyumun.
Gelinliklerle yürünürdü finalde, dedi annem
Yok, dedim
O eskidendi.
Artık her şey gül kırmızısı.
Bir sonraki karede nefti bir yeşil.
Türbe mi o?
Yok türbe falan…
Peki ya üstüne serilen nedir?
İğne oyası işli bir yemeni
Yeşilin üstünde nasıl endamlı duruyor
Ah… Melodiler…
Piyano resitalleri
Moon light sonat eşliğinde cenaze törenleri
Gözleri ezelde sürmelenmiş çocuklar
Peygamberin eli değmiş besbelli
Bakışları göğe benzer, ay benizli öteki…
Buğulu sesinde mevlidin nağmeleri öğretmen hanım,
Sahilde kızıyla el ele beriki.
Ah….
Her karede başka acı ve kederden geçerek
Her pikselde ayrı bir trajedi
Melodiler eşliğinde dijital anestezi!
Ve ben gecenin karanlığında kör, sağır
Işıltılı füzeler düşüyordu halbuki geceye az önce gördüm
Yüksek çözünürlükte yağıyordu gül kokan bahçelere
Teknolojiye emanet edilmiş cenaze törenlerinde
Kefenleri güllerle bezeli çocukları gördüm!
İsfahan’ın gülleri… gülleri… ah gülleri…
Ölümü güzellemeye biraz çiçek, yapay zeka yeter mi?
Anaların çığlığını duydum, dağlarımda yankılanıyor,
Kaynağından coşup akan ırmaklar
O çocukların avuçlarına dökülüyordu.
Ah… ki ne ah….
Parmağımın ucunda can çekişen insanlık
Şakaklarımda hiç dinmeyen bir arı uğultusu
Sayamadım nefesimde
Kaç yangının dumanıdır tütüyor.
Sayamadım
10’dan geriye saydırır diye doktor.
Anesteji bu kaçın!
10 dan geriye, haydi yeter bu kadar!
10… 9…8…7…
İyi uykular!
